Doç. Dr. Muhammed Bayram
TR
TAVI ile Ameliyatsız Aort Kapak Değişimi

TAVI Yöntemi Nedir? Ameliyatsız Aort Kapak Değişimi

Aort kapak darlığının tedavisinde son 15 yılın en büyük devrimi, göğüs açmadan, kasıktan girilen bir kateterle kapak değişimini mümkün kılan TAVI yöntemi olmuştur. Bu yazıda TAVI’nin ne olduğunu, kimlerde uygulandığını ve ömrünü anlatacağım.

TAVI (Transcatheter Aortic Valve Implantation) Nasıl Yapılır?

TAVI’de, genellikle kasıktaki atardamardan girilen ince bir kateterle, katlanmış halde bir biyolojik kapak, hastanın kendi hasarlı aort kapağının içine ilerletilir ve orada açılarak yerleştirilir. Kalp durdurulmaz, göğüs kemiği açılmaz; işlem çoğunlukla lokal anestezi ve hafif sedasyon altında, 1-2 saat içinde tamamlanır.

TAVI Kimler İçin Uygundur? (Yüksek Riskli Hastalar)

TAVI ilk geliştirildiğinde, açık ameliyatı çok yüksek riskli olan veya ameliyata uygun olmayan hastalar için tasarlanmıştı. Ancak PARTNER 3 ve benzeri büyük randomize çalışmalar, TAVI’nin artık düşük riskli hastalarda da açık ameliyata benzer, hatta bazı sonuçlarda daha iyi kısa dönem sonuçlar verdiğini göstermiştir; bu nedenle günümüzde uygun anatomiye sahip birçok hasta grubunda TAVI’yi değerlendirebiliyoruz. Karar, hastanın yaşına, genel risk profiline ve aort kapağının anatomik özelliklerine göre kalp ekibi (kardiyolog ve kalp cerrahının birlikte değerlendirmesi) ile verilir.

TAVI İşleminin Ömrü Ne Kadardır?

TAVI’de kullanılan kapaklar da biyolojik kapaklar gibi zamanla aşınabilir; büyük çalışmaların 5-7 yıllık takip verileri, dayanıklılığın açık cerrahi ile yerleştirilen biyolojik kapaklara benzer seyrettiğini göstermektedir. Daha uzun dönem (10 yıl ve üzeri) veriler için takip çalışmaları devam etmektedir; kapak aşındığında, çoğu hastada yeni bir kapağı eskisinin içine yerleştirerek (valve-in-valve) tekrar bir kateter işlemiyle tedavi mümkündür.

Sık Sorulan Sorular

TAVI ameliyat kadar etkili midir? Uygun hasta grubunda evet; büyük randomize çalışmalar TAVI’nin açık cerrahiye benzer veya bazı sonuçlarda daha iyi kısa-orta dönem sonuçlar verdiğini göstermiştir.

TAVI sonrası ne kadar sürede taburcu olunur? Komplikasyonsuz vakalarda hastalarımızı genellikle 1-3 gün içinde taburcu ederiz.

Herkes TAVI adayı mıdır? Hayır; damar erişimi, kapak anatomisi ve ek hastalıklar bu kararı etkiler, karar kalp ekibi ile birlikte verilir.

Sonuç

TAVI, aort kapak darlığının tedavisinde göğüs açmadan, kateterle uygulanan güvenli ve etkili bir yöntemdir. Uygunluk değerlendirmesi, kalp ekibi tarafından kişiye özel yapılır.

Aort kapak darlığınız için TAVI’nin size uygun olup olmadığını değerlendirmek üzere ayrıntılı muayene için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Mack MJ, Leon MB, Thourani VH, et al. Transcatheter Aortic-Valve Replacement with a Balloon-Expandable Valve in Low-Risk Patients. N Engl J Med. 2019;380(18):1695-1705.
  2. Otto CM, Nishimura RA, Bonow RO, et al. 2020 ACC/AHA Guideline for the Management of Patients With Valvular Heart Disease. Circulation. 2021;143(5):e72-e227.
Hava Sıcaklığının Kalbe Etkisi

Sıcak ve Soğuk Havaların Kalp Hastaları Üzerindeki Etkisi

Kalp hastalarımızda mevsim geçişleri ve aşırı hava koşulları, hastane başvurularında gözle görülür bir artışla ilişkilidir. Bu yazıda sıcak ve soğuk havaların kalp üzerindeki etkisini anlatacağım.

Soğuk Hava ve Damar Büzüşmesi (Spazm)

Soğuk hava, vücut ısısını korumak için deri altındaki damarların büzüşmesine (vazokonstriksiyon) yol açar; bu durum tansiyonu yükseltir ve kalbin kanı pompalamak için harcadığı güçü artırır. Geniş popülasyon çalışmaları, kış aylarında kalp krizi ve inme başvurularının yaz aylarına göre belirgin şekilde arttığını göstermektedir; bu risk özellikle soğukta ani fiziksel efor (kar küreme gibi) ile birleştiğinde yükselir.

Aşırı Sıcaklar, Su Kaybı ve Tansiyon Düşüklüğü

Aşırı sıcak havalarda ise vücut ısıyı dengelemek için damarları genişletir ve terleme yoluyla sıvı kaybeder; bu durum tansiyon düşüklüğüne, kalp hızının artmasına ve yeterli sıvı alınmazsa kalbe binen yüke yol açabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan yaşlı hastalarımızda, aşırı sıcaklarda dozun geçici olarak gözden geçirilmesi gerekebilir.

Kışın ve Yazın Alınması Gereken Önlemler

Kış aylarında ani ve yoğun fiziksel efordan (özellikle soğukta) kaçınmanızı, dışarı çıkarken katmanlı giyinmenizi öneririz. Yaz aylarında ise günün en sıcak saatlerinde ağır fiziksel aktiviteden kaçınmanızı, bol sıvı tüketmenizi ve tansiyon ilacı kullanıyorsanız düzenli tansiyon takibini önemsiyoruz.

Sık Sorulan Sorular

Kış aylarında kalp krizi riski gerçekten artıyor mu? Evet, geniş çaplı çalışmalar bu mevsimsel artışı net olarak göstermektedir; soğuk hava ve ani efor birleşimi özellikle risklidir.

Yaz aylarında tansiyon ilacımı azaltmalı mıyım? Bu kararı kendi başınıza vermemenizi, mutlaka doktorunuza danışarak yapmanızı öneririz.

Hangi hava koşulu daha risklidir, sıcak mı soğuk mu? İkisi de farklı mekanizmalarla risk oluşturur; soğuk tansiyon ve damar büzüşmesi üzerinden, sıcak ise su kaybı ve tansiyon düşüklüğü üzerinden etki eder.

Sonuç

Aşırı sıcak ve soğuk hava koşulları, kalp üzerinde farklı ama gerçek etkiler oluşturur. Mevsime uygun basit önlemler, bu riski önemli ölçüde azaltabilir.

Mevsimsel risk faktörleriniz ve ilaç dozlarınızla ilgili değerlendirme için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Stewart S, Keates AK, Redfern A, McMurray JJV. Seasonal Variations in Cardiovascular Disease. Nat Rev Cardiol. 2017;14(11):654-664.
Sigara ve Kalp Ameliyatı Başarısı

Sigarayı Bırakmanın Kalp Ameliyatı Başarısına Etkisi

Sigara ve tütün kullanımı, kalp ameliyatı geçiren hastalarımızın uzun dönem sonuçlarını doğrudan etkileyen, ancak tamamen hastanın kontrolünde olan bir faktördür. Bu yazıda sigarayı bırakmanın ameliyat başarısına etkisini anlatacağım.

Sigaranın Damarlar ve Yara İyileşmesi Üzerindeki Etkisi

Tütün dumanındaki kimyasallar, damar duvarını doğrudan tahriş eder, damarların daralmasına (spazm) yol açar ve dokulara giden kan akımını azaltır; bu durum hem greftlerin (bypass damarlarının) hem de ameliyat kesisinin iyileşmesini olumsuz etkiler. Sigara içmeye devam eden hastalarda yara yeri enfeksiyonu ve iyileşme sorunları daha sık görülür.

Ameliyat Sonrası Sigara İçmeye Devam Edilirse Ne Olur?

Uzun dönem takipli büyük bir çalışma, bypass ameliyatı sonrası sigarayı bırakmayan hastalarda ölüm riskinin, bırakan hastalara göre belirgin şekilde daha yüksek kaldığını göstermiştir; bu fark yıllar içinde daha da belirginleşmektedir. Sigaraya devam etmek, yeni bir bypassın veya kalbin kendi damarının yeniden tıkanma riskini de artırır.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra Vücuttaki Değişimler

Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk günlerde kan basıncı ve nabız normale yaklaşmaya başlar; haftalar içinde akciğer fonksiyonları ve dolaşım belirgin şekilde iyileşir. Bu iyileşme süreci, ameliyat sonrası greftlerin ve dokuların sağlıklı beslenmesine doğrudan katkıda bulunur; bu nedenle ameliyat, birçok hastamız için sigarayı bırakmak üzere güçlü bir motivasyon fırsatı oluşturur.

Sık Sorulan Sorular

Ameliyattan önce mi sonra mı bırakmalıyım? İdeal olan ameliyattan önce bırakmaktır; ancak henüz bırakmadıysanız, ameliyat sonrası dönem de bırakmak için değerli ve geç olmayan bir fırsattır.

Sigarayı azaltmak yeterli midir? Hayır, tamamen bırakmak, damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırmanın tek etkili yoludur.

Bırakmakta zorlanıyorum, yardım alabilir miyim? Evet; nikotin replasman tedavisi, ilaç desteği ve sigara bırakma danışmanlığı gibi seçenekleri sizinle birlikte değerlendirebiliriz.

Sonuç

Sigarayı bırakmak, kalp ameliyatınızın uzun dönem başarısını doğrudan etkileyen, tamamen sizin kontrolünüzde olan en güçlü faktörlerden biridir. Ameliyat, bu değişimi başlatmak için güçlü bir fırsat sunar.

Sigarayı bırakma sürecinizde destek almak için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. van Domburg RT, Meeter K, van Berkel DF, et al. Smoking Cessation Reduces Mortality after Coronary Artery Bypass Surgery: A 20-Year Follow-Up Study. J Am Coll Cardiol. 2000;36(3):878-883.
Karın Aort Anevrizması ve Sigara

Karın Bölgesi Aort Anevrizması (AAA) ve Sigara İlişkisi

Karın bölgesi aort anevrizması (AAA), kliniğimizde en sık karşılaştığımız anevrizma tipidir ve tütün kullanımıyla güçlü bir ilişkisi vardır. Bu yazıda AAA’nın kimlerde görüldüğünü ve sigaranın bu hastalıktaki rolünü anlatacağım.

Abdominal Aort Anevrizması Kimlerde Görülür?

AAA, özellikle 65 yaş üstü erkeklerde, sigara/tütün kullanım öyküsü olanlarda ve ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlarda daha sık görülür; tarama çalışmaları, bu risk grubundaki erkeklerde AAA sıklığının %1-3 civarında olduğunu göstermektedir. Bu nedenle 65-75 yaş aralığındaki, tütün kullanmış erkeklere bir kez ultrasonla tarama yapılmasını öneriyoruz.

Karında Nabız Hissi ve Ağrı

Çoğu AAA hiçbir belirti vermez ve rastlantısal olarak saptanır; bazı hastalarımız karın bölgesinde atan bir kitle veya hafif bir gerginlik hissi tarif edebilir. Ani ve şiddetli karın veya sırt ağrısı ise, anevrizmanın büyüdüğü veya yırtılmaya başladığı anlamına gelebilir ve acil değerlendirme gerektirir.

Sigaranın Anevrizma Büyümesine Etkisi

Tütün kullanımı, AAA gelişiminde bilinen en güçlü değiştirilebilir risk faktörüdür; büyük popülasyon çalışmaları, 4 santimetre ve üzerindeki anevrizmaların önemli bir kısmının sigara kullanımıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Sigarayı bırakmak, anevrizmanın büyüme hızını ve yırtılma riskini azaltan, hastanın kendi elindeki en güçlü müdahaledir.

Sık Sorulan Sorular

AAA taraması kimlere önerilir? 65-75 yaş aralığında, sigara/tütün kullanmış erkeklere bir kez ultrason taraması öneriyoruz; aile öyküsü olan kadınlarda da bireysel değerlendirme yapılabilir.

AAA saptandı, hemen ameliyat mı olmalıyım? Çoğu zaman hayır; küçük anevrizmalarda düzenli takip yeterlidir, ameliyat kararı çapa ve büyüme hızına göre verilir.

Sigarayı bırakırsam anevrizma küçülür mü? Küçülmez, ancak büyüme hızını ve yırtılma riskini belirgin şekilde azaltır.

Sonuç

Karın bölgesi aort anevrizması, özellikle tütün kullanan erkeklerde sık görülen, ancak taramayla erken fark edilebilen bir hastalıktır. Sigarayı bırakmak, bu hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirebilecek en önemli adımdır.

65 yaş üstündeyseniz ve sigara/tütün kullanım öykünüz varsa, aort taraması için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. US Preventive Services Task Force. Screening for Abdominal Aortic Aneurysm: US Preventive Services Task Force Recommendation Statement. JAMA. 2019;322(22):2211-2218.
Derin Ven Trombozu (DVT) Tedavisi

Derin Ven Trombozu (DVT): Bacakta Pıhtı Atması ve Akciğer Embolisi

Derin ven trombozu (DVT), bacağın derin toplardamarlarında pıhtı oluşması durumudur ve zamanında fark edilip tedavi edilmediğinde ciddi, hatta hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabilir. Bu yazıda DVT’nin belirtilerini ve tedavisini anlatacağım.

DVT Belirtileri: Bacakta Şişlik, Sıcaklık ve Ağrı

DVT genellikle tek bacakta ani gelişen şişlik, gerginlik hissi, kızarıklık, artmış cilt sıcaklığı ve baldırda basmakla artan bir ağrı şeklinde kendini gösterir. Bazı hastalarımızda ise belirti çok hafif olabilir veya hiç olmayabilir; bu nedenle uzun süreli hareketsizlik, ameliyat sonrası dönem veya uzun yolculuk sonrası ortaya çıkan yeni bacak şişliğini ciddiye almamız gerekir.

Akciğere Pıhtı Atması (Pulmoner Emboli) Riski

DVT’nin en korkulan komplikasyonu, pıhtının bir parçasının koparak kan akımıyla akciğerlere ulaşmasıdır (pulmoner emboli); bu durum ani nefes darlığı, göğüs ağrısı ve bazen ani ölüme yol açabilecek acil bir tablodur. Bu nedenle DVT şüphesi olan her hastayı, embolinin gelişmesini önlemek amacıyla hızla değerlendirip tedaviye başlarız.

DVT Tedavisi ve Kan Sulandırıcılar

DVT tedavisinin temelini kan sulandırıcı ilaçlar oluşturur; bu ilaçlar mevcut pıhtının büyümesini durdurur ve vücudun kendi mekanizmalarıyla pıhtıyı zamanla eritmesine imkan tanır. Tedavi süresi, pıhtının nedenine ve yaygınlığına göre genellikle 3-6 ay veya daha uzun sürebilir; bazı yüksek riskli veya tekrarlayan vakalarda ömür boyu kullanım gerekebilir.

Sık Sorulan Sorular

DVT kimlerde daha sık görülür? Uzun süreli hareketsizlik (ameliyat sonrası, uzun yolculuk), kanser, hormon tedavisi, gebelik ve kalıtsal pıhtılaşma eğilimi olanlarda risk artar.

DVT’den şüpheleniyorum, ne yapmalıyım? Zaman kaybetmeden değerlendirilmeniz gerekir; tanı doppler ultrason ile hızlı ve ağrısız şekilde konur.

DVT sonrası bacakta kalıcı sorun olur mu? Bazı hastalarda, özellikle geç tedavi edilen vakalarda, bacakta kronik şişlik ve venöz yetmezlik (postrombotik sendrom) gelişebilir; bu nedenle erken tanı önemlidir.

Sonuç

Derin ven trombozu, hızlı tanı ve tedavi ile ciddi komplikasyonları önlenebilen, ancak gecikmenin ağır sonuçlar doğurabildiği bir hastalıktır. Ani bacak şişliği, ağrı veya kızarıklık fark ettiğinizde zaman kaybetmemek hayati önem taşır.

Ani bacak şişliği, ağrı veya kızarıklık fark ettiyseniz, zaman kaybetmeden değerlendirilmeniz için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Kearon C, Akl EA, Ornelas J, et al. Antithrombotic Therapy for VTE Disease: CHEST Guideline and Expert Panel Report. Chest. 2016;149(2):315-352.
  2. Kakkos SK, Gohel M, Baekgaard N, et al. Editor’s Choice – European Society for Vascular Surgery (ESVS) 2022 Clinical Practice Guidelines on the Management of Chronic Venous Disease. Eur J Vasc Endovasc Surg. 2022;63(2):184-267.
Kalp ve Damar Hastalarında Beslenme

Kalp ve Damar Hastaları Nasıl Beslenmelidir?

Beslenme, kalp ve damar hastalıklarının hem gelişiminde hem de seyrinde belirleyici bir rol oynar. Bu yazıda kalp ve damar hastalarımıza genel beslenme yaklaşımımızı anlatacağım.

Damar Sağlığını Destekleyen Beslenme İlkeleri

Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemiş ve zeytinyağı ağırlıklı bir beslenme düzeni (Akdeniz tipi diyet), kolesterol profilini iyileştirir ve damar duvarındaki iltihabi süreci azaltır. Balık, özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin türleri, haftada en az iki kez tüketilmesini önerdiğimiz bir protein kaynağıdır.

Tuz, Şeker ve İşlenmiş Gıdalardan Kaçınma

İşlenmiş et ürünleri, hazır çorbalar ve paketli atıştırmalıklardaki gizli tuz, tansiyonu yükselterek kalbe ek yük bindirir; ilave şeker ise kilo alımı ve şeker hastalığı riskini artırarak damar sağlığını dolaylı yoldan olumsuz etkiler. Bu ürünlerin tüketimini azaltıp, taze ve ev yapımı beslenmeyi önceliklendirmenizi öneririz.

Damar Dostu ve Zararlı Yağlar

Zeytinyağı, avokado ve kuruyemişlerdeki tekli doymamış yağlar damar sağlığını desteklerken, kırmızı et ve tam yağlı süt ürünlerindeki doymuş yağlar ile işlenmiş gıdalardaki trans yağlar kötü kolesterolü (LDL) yükseltip damar sertliğini hızlandırır. Yağ tüketiminde miktardan çok türünün doğru seçilmesi, uzun dönem damar sağlığı için belirleyicidir.

Sık Sorulan Sorular

Bu beslenme düzeni yalnızca ameliyat geçirenler için mi geçerlidir? Hayır; hem hastalığı önlemek hem de mevcut kalp-damar hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak isteyen herkes için geçerlidir.

Kilo vermeden de bu beslenmeyle fayda görebilir miyim? Evet; beslenme kalitesinin kendisi, kilo değişiminden bağımsız olarak damar sağlığına doğrudan katkı sağlar.

Bu değişiklikleri bir anda mı yapmalıyım? Hayır; kademeli ve sürdürülebilir değişiklikler, uzun vadede kalıcı alışkanlık haline gelme açısından daha başarılıdır.

Sonuç

Kalp ve damar hastalarında beslenme, ilaç tedavisi kadar değerli bir tedavi bileşenidir. Akdeniz tipi beslenme ilkeleri, damar sağlığını desteklemenin bilimsel olarak en sağlam temelini oluşturur.

Size özel beslenme önerilerinizi konuşmak üzere randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Arnett DK, Blumenthal RS, Albert MA, et al. 2019 ACC/AHA Guideline on the Primary Prevention of Cardiovascular Disease. Circulation. 2019;140(11):e596-e646.
Triküspit Kapak Yetmezliği

Triküspit Kapak Hastalıkları ve Bacaklarda Şişlik İlişkisi

Triküspit kapak, kalbin sağ tarafında yer alan ve uzun yıllar “unutulan kapak” olarak anılan bir yapıdır; oysa bu kapaktaki bir bozukluk, özellikle bacaklarda ve karında görülen şişlikle kendini gösterebilir. Bu yazıda triküspit kapak hastalıklarını ve bu şişlikle bağlantısını anlatacağım.

Triküspit Yetmezliği ve Sağ Kalp Yetersizliği

Triküspit kapak, sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında yer alır ve kirli kanın akciğerlere doğru ilerlemesini sağlar. Bu kapak tam kapanamadığında (yetmezlik), kan sağ kulakçığa ve oradan da vücut venlerine geri kaçar; sağ karıncık bu ek yükle giderek zorlanır ve zamanla sağ kalp yetersizliği gelişebilir. Triküspit yetmezliğinin en sık nedeni, kapağın kendisinden çok, sol taraf kalp veya akciğer hastalıklarına bağlı olarak sağ kalp odacıklarının genişlemesidir (fonksiyonel yetmezlik).

Karında ve Bacaklarda Şişlik (Ödem) Belirtisi

Sağ kalp yeterince pompalayamadığında, vücut venlerinde biriken kan basıncı artar; bu artış bacaklarda, ayak bileklerinde ve ileri durumlarda karında (asit) sıvı birikimine yol açar. Hastalarımız bu şişliği sıklıkla önce ayakkabılarının sıkması veya akşamları bacaklarının şişmesi şeklinde fark eder; karaciğerin de bu basınçtan etkilenmesiyle karın şişkinliği ve iştahsızlık eklenebilir.

Triküspit Kapak Tamiri

Triküspit yetmezliğinde de mümkün olduğunda kapağı onarmayı tercih ederiz; genellikle genişlemiş kapak halkasını bir halka (ring) ile destekleyerek daraltırız (annüloplasti). Sol taraf kapak ameliyatı sırasında triküspit halkası belirgin genişlemişse, ilerideki bir yetmezliği önlemek için aynı seansta onarım yaparız; tek başına ileri triküspit yetmezliği olan semptomatik hastalarda ise cerrahi veya anjiyografik onarım seçenekleri değerlendirilir.

Sık Sorulan Sorular

Bacaklarımdaki şişlik her zaman kalp kaynaklı mıdır? Hayır; böbrek, karaciğer ve venöz yetmezlik gibi başka nedenler de şişliğe yol açabilir, bu nedenle ayırıcı tanı önemlidir.

Triküspit yetmezliği kendiliğinden düzelir mi? Altta yatan neden (örneğin sol taraf kapak hastalığı) tedavi edildiğinde bazı hastalarda hafif dereceli yetmezlik gerileyebilir; ileri dereceli yetmezlik genellikle kalıcı bir tedavi gerektirir.

Triküspit kapak ne zaman ayrıca ameliyat edilir? Sol taraf kapak ameliyatı sırasında halka belirgin genişse veya tek başına ileri düzeyde semptomatik yetmezlik varsa ayrıca değerlendirilir.

Sonuç

Triküspit kapak hastalıkları, bacaklarda ve karında görülen şişliğin altında yatan, sıklıkla göz ardı edilen bir nedendir. Erken tanı ve doğru tedaviyle sağ kalp yetersizliğinin ilerlemesi önlenebilir.

Açıklanamayan bacak veya karın şişliğiniz varsa, ayrıntılı kardiyolojik değerlendirme için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Nath J, Foster E, Heidenreich PA. Impact of Tricuspid Regurgitation on Long-Term Survival. J Am Coll Cardiol. 2004;43(3):405-409.
  2. Otto CM, Nishimura RA, Bonow RO, et al. 2020 ACC/AHA Guideline for the Management of Patients With Valvular Heart Disease. Circulation. 2021;143(5):e72-e227.
Marfan Sendromu ve Aort Genişlemesi

Marfan Sendromu Hastalarında Aort Genişlemesi Takibi

Marfan sendromu, vücudun bağ dokusunu etkileyen kalıtsal bir hastalıktır ve en ciddi sonuçlarından biri aort damarındaki erken ve hızlı genişlemedir. Bu yazıda Marfan sendromunu ve aort takibini anlatacağım.

Marfan Sendromu Nedir? Fiziksel Özellikler

Marfan sendromu, vücudun birçok dokusunda bulunan bağ dokusu proteinlerini etkileyen genetik bir hastalıktır; hastalarımızda sıklıkla uzun boy, uzun ve ince parmaklar, göğüs kafesi deformiteleri, eklem esnekliğinde artış ve göz merceğinde yer değiştirme gibi bulgular görülür. Ancak bu fiziksel özellikler her hastada aynı şiddette olmayabilir; tanı, klinik bulgular ve genetik testlerin birlikte değerlendirilmesiyle konur.

Bağ Dokusu Bozukluğu ve Aort Zayıflığı

Bağ dokusundaki bu zayıflık, aort duvarını da doğrudan etkiler; aort kökü ve çıkan aort, sağlıklı bir bireye göre çok daha erken yaşta ve çok daha hızlı genişleyebilir. Bu nedenle Marfan sendromlu hastalarda aort kökü cerrahisi kararını verirken kullandığımız çap eşiği, genel popülasyona göre daha düşüktür; bazı durumlarda 4,5-5,0 santimetre civarında ameliyat kararı verebiliriz.

Genetik Geçiş ve Aile Taraması

Marfan sendromu, otozomal dominant kalıtım gösterir; yani hasta bir ebeveynin çocuklarının yaklaşık yarısı bu geni taşıyabilir. Bu nedenle bir hastada Marfan sendromu tanısı konduğunda, birinci derece yakınlarına da genetik danışmanlık ve aort görüntülemesi ile tarama yapılmasını öneririz; erken tanı, gelecekteki bir aort acilini önlemenin en etkili yoludur.

Sık Sorulan Sorular

Marfan sendromlu her hastada aort genişler mi? Çoğu hastada evet, ancak genişleme hızı kişiden kişiye değişir; bu nedenle düzenli görüntüleme takibi şarttır.

Marfan sendromunda spor yapılabilir mi? Ağır kaldırma ve temaslı sporlardan kaçınılması önerilir; hangi aktivitelerin güvenli olduğu bireysel olarak değerlendirilir.

Marfan sendromu tanısı nasıl konur? Klinik bulgular, göz ve kalp değerlendirmesi ile genetik test sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle konur.

Sonuç

Marfan sendromu, aort duvarını erken ve hızlı şekilde etkileyen kalıtsal bir hastalıktır. Düzenli aort görüntülemesi ve aile taraması, bu hastalarda beklenmedik bir aort acilini önlemenin en güvenilir yoludur.

Marfan sendromu tanınız varsa veya ailenizde bu tanı bulunuyorsa, aort değerlendirmesi için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Isselbacher EM, Preventza O, Hamilton Black J 3rd, et al. 2022 ACC/AHA Guideline for the Diagnosis and Management of Aortic Disease. Circulation. 2022;146(24):e334-e482.
Coumadin Kullanımı ve INR Takibi

Kapak Ameliyatı Sonrası Kan Sulandırıcı (Coumadin) Kullanımı ve INR Takibi

Mekanik kapak takılan hastalarımız için ömür boyu, kesintisiz bir kan sulandırıcı takibi hayati önem taşır. Bu yazıda coumadin (warfarin) kullanımını ve INR takibini anlatacağım.

Coumadin (Warfarin) Neden Kullanılır?

Mekanik kapağın yapay yüzeyi, vücudun pıhtılaşma sistemini tetikleyebilir; kapak üzerinde oluşan bir pıhtı, kapağın hareketini engelleyebilir veya kopup beyne giderek felce yol açabilir. Warfarin, karaciğerde üretilen belirli pıhtılaşma faktörlerinin oluşumunu yavaşlatarak kanın akışkanlığını kontrollü bir şekilde artırır ve bu riski önemli ölçüde azaltır.

INR Testi Nedir? Hedef Değerler Kaç Olmalı?

INR (Uluslararası Normalleştirilmiş Oran), kanın pıhtılaşma hızını gösteren bir kan testidir; warfarin dozunun doğru ayarlanıp ayarlanmadığını bu testle takip ederiz. Güncel kılavuzlar, mekanik aort kapağında hedef INR’yi genellikle 2.5 (aralık 2.0-3.0), mekanik mitral kapak veya ek risk faktörü olan hastalarda ise 3.0 (aralık 2.5-3.5) olarak önermektedir. INR çok düşükse pıhtı riski, çok yüksekse kanama riski artar; bu nedenle düzenli kontrol ve doz ayarı gereklidir.

Kan Sulandırıcı Kullanırken Beslenme: Yeşillik Diyeti

Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, brokoli, marul gibi) yüksek miktarda K vitamini içerir; K vitamini warfarinin etkisini zayıflatabilir. Bu sebzeleri tamamen kesmenizi değil, tüketim miktarınızı hafta hafta tutarlı tutmanızı öneririz; ani ve büyük değişiklikler (örneğin bir hafta hiç yeşillik yememek, ertesi hafta bol miktarda tüketmek) INR değerinizde dalgalanmaya yol açabilir.

Sık Sorulan Sorular

INR’yi ne sıklıkla kontrol ettirmeliyim? Doz stabil olduktan sonra genellikle 4-6 haftada bir; doz değişikliği yapıldığında daha sık kontrol gerekir.

Warfarin dozumu kendim ayarlayabilir miyim? Hayır; doz ayarı mutlaka INR sonucuna göre, hekim kontrolünde yapılmalıdır.

Warfarin yerine yeni nesil kan sulandırıcılar kullanılabilir mi? Hayır; mekanik kapak hastalarında yeni nesil oral antikoagülanların (DOAC) güvenli olmadığı gösterilmiştir, warfarin bu hasta grubunda standart tedavidir.

Sonuç

Mekanik kapak sonrası warfarin kullanımı ve düzenli INR takibi, kapağın güvenle çalışmasının olmazsa olmaz koşuludur. Dozun düzenli takibi ve tutarlı bir beslenme alışkanlığı, bu tedavinin güvenliğini doğrudan etkiler.

Kan sulandırıcı tedavinizle ilgili merak ettikleriniz için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Whitlock RP, Sun JC, Fremes SE, Rubens FD, Teoh KH. Antithrombotic and Thrombolytic Therapy for Valvular Disease: Antithrombotic Therapy and Prevention of Thrombosis, 9th ed: American College of Chest Physicians Evidence-Based Clinical Practice Guidelines. Chest. 2012;141(2 Suppl):e576S-e600S.
  2. Otto CM, Nishimura RA, Bonow RO, et al. 2020 ACC/AHA Guideline for the Management of Patients With Valvular Heart Disease. Circulation. 2021;143(5):e72-e227.
Göğüs Kafesi Açılmadan Kalp Ameliyatı Avantajları

Göğüs Kafesi Açılmadan Kalp Ameliyatı Olmanın Avantajları

Klasik kalp ameliyatlarında göğüs kemiğinin (sternum) tam ortadan kesilmesi (sternotomi), onlarca yıldır güvenle uygulanan standart bir yöntemdir. Ancak bu kemik kesisinin kendine özgü bir iyileşme süreci ve bazı riskleri vardır. Bu yazıda göğüs kemiğine dokunmadan yapılan ameliyatların sağladığı avantajları anlatacağım.

Sternotomi (Kemik Kesisi) Olmadan Ameliyatın Faydaları

Göğüs kemiği kesilmediğinde, kemiğin kaynaması için gereken 6-8 haftalık kısıtlama dönemi (ağır kaldırmama, kolları yukarı kaldırmama) ortadan kalkar. Hastalarımız ameliyattan hemen sonra kollarını normal şekilde kullanabilir, öksürüp hapşırırken kemik oynama korkusu yaşamaz.

Daha Az Ağrı, Daha Az Kanama ve Erken Taburculuk

Küçük kesi, daha az doku travması ve daha az kanama anlamına gelir; bu da ameliyat sonrası ağrı düzeyinin belirgin şekilde düşük olmasını sağlar. Yapılan meta-analizler, mini kesiyle yapılan kapak ameliyatlarında kan transfüzyonu ihtiyacının ve hastanede kalış süresinin, klasik yönteme göre anlamlı derecede azaldığını göstermektedir.

Enfeksiyon Riskinin Azalması

Göğüs kemiği kesisinin en ciddi, seyrek ama ağır komplikasyonlarından biri derin sternal yara enfeksiyonudur (mediastinit); bu risk özellikle şeker hastalarında ve aşırı kilolu hastalarda artar. Küçük kesi tekniklerinde kemik hiç kesilmediği için bu tip derin enfeksiyon riski neredeyse tamamen ortadan kalkar; büyük meta-analizler mini kesi ile yapılan ameliyatlarda yara enfeksiyonu oranlarının klasik yönteme göre anlamlı şekilde düşük olduğunu göstermektedir.

Sık Sorulan Sorular

Küçük kesi ameliyatı klasik ameliyattan daha mı güvenlidir? Doğru hastada seçildiğinde, ölüm ve inme riski açısından benzer, enfeksiyon ve kanama açısından ise genellikle daha avantajlı sonuçlar sunar.

Kemik kesilmediği için ameliyat riski azalır mı? Kemikle ilgili komplikasyonlar (kaynamama, derin enfeksiyon) ortadan kalkar; ancak ameliyatın genel riski hastanın kalp fonksiyonuna ve ek hastalıklarına bağlıdır.

Bu yöntem her merkezde uygulanabilir mi? Hayır; küçük kesiden çalışmak özel eğitim ve deneyim gerektirir, bu nedenle bu konuda deneyimli merkezlerde tercih edilir.

Sonuç

Göğüs kemiğine dokunmadan yapılan kalp ameliyatları, doğru hastada daha az ağrı, daha az kanama, daha düşük enfeksiyon riski ve daha hızlı bir iyileşme sunar. Karar, kapak patolojisine ve hastanın genel durumuna göre kişiselleştirilir.

Göğüs kemiği açılmadan ameliyat olma seçeneğinizi değerlendirmek üzere ayrıntılı muayene için randevu alabilirsiniz.

Kaynakça

  1. Loop FD, Lytle BW, Cosgrove DM, et al. Sternal Wound Complications After Isolated Coronary Artery Bypass Grafting: Early and Late Mortality, Morbidity, and Cost of Care. Ann Thorac Surg. 1990;49(2):179-186.
  2. Cao C, Gupta S, Chandrakumar D, et al. A Meta-Analysis of Minimally Invasive Versus Conventional Mitral Valve Repair for Patients with Degenerative Mitral Disease. Ann Cardiothorac Surg. 2013;2(6):693-703.